2026-İSTANBUL KÜLTÜR TURU
Tarihi Yarımadaya ve şehrin merkezine çok yakın konumda olan
NİKONYA PORT HOTEL’DE KONAKLAMA AYRICALIĞI İLE
İSTANBUL’UN IŞILTILI GECESİNDE KEYİF TURU İMKANI İLE
Gezi Süresi 2 Gün – (Otel Konaklaması 1 Gece)
10-11 OCAK KESİN ÇIKIŞLI
ERKEN REZERVASYON KAMPANYASINI KAÇIRMAYIN !!!
Bu rota, İstanbul’un en köklü ibadet alanlarını ve ticaret merkezlerini kapsayan, şehrin kalbine yapılan bir yolculuktur.
Eyüp Sultan Camii ve Türbesi Güne İstanbul’un en kutsal noktalarından biriyle başlayın. Manevi huzuru ve tarihi çınarlarıyla ünlü bu noktada, sabahın serinliğinde türbe ziyareti yapabilir ve avludaki huzurlu atmosferi soluyabilirsiniz.
Eminönü & Mısır Çarşısı Eyüp'ten ayrılıp Haliç kıyısı boyunca ilerleyerek Eminönü'ne ulaşın. Yüzyıllardır ticaretin merkezi olan Mısır Çarşısı'nın kubbeli tünellerinde baharat, lokum ve kuruyemiş çeşitleri arasında kaybolun.
İstanbul Boğaz Turu Eminönü iskelesinden kalkan teknelerle kendinizi Boğaz'ın sularına bırakın. Sarayları, yalıları ve kaleleri denizden izleyerek şehrin yorgunluğunu üzerinizden atın.
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi Dünya mimarlık tarihinin en görkemli yapılarından biri olan Ayasofya’ya geçin. Devasa kubbesi ve binlerce yıllık tarihini hissederek bu eşsiz yapıyı inceleyin.
Sultanahmet Camii Ayasofya’nın hemen karşısında, "Mavi Cami" olarak bilinen bu şaheseri ziyaret edin. İznik çinileriyle süslü iç mekanı ve altı minaresiyle İstanbul silüetinin en zarif parçasını keşfedin.
İstanbul’un Anadolu yakası; huzurun, tarihin ve eşsiz manzaraların harmanlandığı özel bir ruh sunar. Bu rota, manevi bir uyanışla başlayıp, Boğaz’ın en güzel semtlerinden geçerek şehrin en yüksek noktasında son buluyor.
Üsküdar’ın dar ve tarih kokan sokaklarından yukarı doğru tırmandığınızda, sizi karşılayan manevi bir limandır. Osmanlı döneminin en büyük velilerinden biri olan Aziz Mahmud Hüdayi’nin türbesi ve camisi, sadece bir ibadethane değil, asırlardır süregelen bir huzur merkezidir. Bahçesindeki sessizlik ve boğazın serin esintisi, güne dingin bir başlangıç yapmanızı sağlar.
Üsküdar sahil şeridine indiğinizde, denizin ortasında bir mücevher gibi parlayan Kız Kulesi sizi selamlar. Hakkında onlarca efsane anlatılan (yılan hikayesinden Hero ile Leandros’un aşkına kadar) bu ikonik yapı, yakın zamanda geçirdiği restorasyonla eski ihtişamına kavuştu. Sahilden kalkan küçük teknelerle kuleye ulaşıp, İstanbul’un silüetini denizin tam kalbinden 360 derece izlemek tarif edilemez bir duygudur.
Kız Kulesi'nden sahil boyunca ilerlediğinizde, İstanbul’un en samimi durağına ulaşırsınız: Kuzguncuk. Burası yan yana dizilmiş rengarenk ahşap evleri, mahalle fırınlarından gelen taze ekmek kokusu ve asırlık çınar ağaçlarıyla zamanın durduğu bir yerdir. Sanat galerileri, butik kafeleri ve ünlü "Perihan Abla" sokağıyla fotoğraf tutkunları için tam bir cennettir. Farklı inançların (cami, kilise, sinagog) yüzyıllardır komşu olduğu bu semt, İstanbul’un hoşgörü sembolüdür.
Boğaziçi Köprüsü’nün hemen gölgesinde yer alan Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının yabancı devlet konuklarını ağırladığı görkemli bir sayfiye mekanıdır. Batı ve Doğu mimarisinin kusursuz birleşimi olan bu saray, özellikle tavan süslemeleri, kristal avizeleri ve denizden içeri serinlik veren mermer havuzlu salonuyla büyüleyicidir. Sarayın rıhtımında yürürken, kendinizi bir dönem dizisinin içinde gibi hissedeceksiniz.
Şehrin yeni sembollerinden biri olan Büyük Çamlıca Camii, heybetli yapısıyla rotanın en görkemli durağıdır. Klasik Osmanlı mimarisinin modern çizgilerle buluştuğu bu eser, devasa kubbesi ve ince işçiliğiyle dikkat çeker. Caminin içindeki geniş ferahlık ve avlusundaki detaylar, ziyaretçilerine hem görsel bir şölen hem de büyük bir huzur sunar.
Günü sonlandırmak için İstanbul’un en yüksek noktası olan Çamlıca Tepesi’nden daha iyi bir yer olamaz. Bir yanda Karadeniz’e açılan Boğaz, diğer yanda Adalar ve Tarihi Yarımada... Tüm şehir ayaklarınızın altına serilir. Rengarenk bahçeleri ve sosyal tesisleriyle bu tepe, özellikle gün batımı saatlerinde gökyüzünün kızıla bürünüşünü izlemek için eşsiz bir noktadır.